Kokusu, ilk günkü gibi iz bırakıyordu. O sabah, mutfakta kahvelerini hazırlarken hafifçe yaklaştı. Eşi, “Yine o parfümü sıkmışsın…” dedi. Yıllar geçmişti, ama kokusu, ilk günkü gibi iz bırakıyordu. Lavanta ve yılların yorgunluğu, İspanyol labdanumunun sıcaklığı ve portakalın canlılığıyla birleşerek, zaman o sabah bir anlığına durdu.
Lavanta ve Siam benzoini, aralarında söylenmemiş güzel anılarda yer aldı. Yılların hastalıkları, çocukların gülüşleri ve devam eden acılar, hepsi Amber ve Vanilya’nın yumuşaklığında eridi. Tonka fasulyesinin sıcaklığı, onu sardı. Misk, tenine sinmiş hatıralar gibi, ve sedirin güçlü kokusu, onun hep orada olduğunu hatırlattı kadına. Geride kalan kokular, yıllar gibi kalıcı, kök salmış bir izdi artık.
Bu koku, onların hikâyesiydi. Her sabah yeniden başlayan, her akşam derinleşen bir iz bırakanların parfümüydü.
İMZA BIRAKMAYA HAZIR MISIN?