Sabahın ilk ışıkları plazanın camlarından süzülürken, ofis yavaş yavaş uyanıyordu. Erken gelen bir profesyonel, takım elbisesini düzeltti ve toplantı odasına yöneldi. Koridorun sonunda onun geçtiğini fark edenler, tanıdık bir parfümün etkisini hemen hissetti.
İlk anda dikkat çeken, biberiye ve pembe biberin enerjisiydi. Güçlü ama saldırgan olmayan bir varlık hissi, Petitgrain’in taze dokunuşuyla daha da belirginleşiyordu. Bu adam, iş dünyasında oyuna hâkimdi.
Yanına yaklaşanlar, onu daha yakından tanımaya başladıklarında, yasemin ve portakal çiçeğinin beklenmedik zarafetini hissediyorlardı. Orris kökü ve ylang-ylang, karizmanın sessiz bir dilini oluşturuyordu. Toplantı sonunda odada sandal ağacı ve vetiverin derin izleri kalıyordu.
Sedirin güçlü duruşu ve paçulinin erkeksi özgüveni, onun geçtiği yerin sadece sessizliğe değil, hafızaya da sinmesini sağlıyordu. O, bir patrondan fazlasıydı; disiplinli ama unutulmaz, net ama gizemli bir figürdü. Kokusuyla konuşan bir adam olarak, liderliğin ilk izlenimle başladığını kanıtlıyordu.
İMZA BIRAKMAYA HAZIR MISIN?