Hayatın Çiçeklenmesi
Güneşli bir ilkbahar sabahında, yemyeşil bir bahçede yürüyen genç kadın, etrafına canlı ve coşkulu bir koku yayıyordu. Bu zengin ve çiçek açan parfüm, sanki hayata olan o anlık sevgisinin bir ifadesiydi. Her adımında yayılan çiçek kokuları, baharın tazeliğini ve romantizmini müjdeliyordu.
Yanına yaklaşan bir arkadaşı, hayranlıkla sordu: “Bu koku da ne böyle? Sanki bütün bahar çiçek açmış senin üzerinde!” Genç kadın neşeyle gülümsedi: “Öyle değil mi? İçimi kıpır kıpır ediyor. Sanki hayatın kendisi kokuyor.”
Arkadaşı, kokunun yoğun ve çiçeksi notalarını ayırt etmeye çalıştı: “Gül ve şakayık… Ne kadar taze ve romantik bir birleşim.” Genç kadın başını sallayarak onayladı: “Evet, tıpkı ilk aşk gibi… Hem canlı hem de nazik.”
Arkadaşı merakla sordu: “Ve o alttan gelen yumuşaklık? Sanki beyaz bir örtü gibi…” Genç kadın gözlerini kapatarak iç çekti: “O beyaz miskin o okşayıcı dokunuşu. Sanki bir aşk ilanının en saf hali.”
Arkadaşı gülümsedi: “Gerçekten de öyle. Bu koku, insanın duyularını beklemeden kucaklıyor. Arfua’nın tutkulu bir kadının ruhuna sahip olduğunu hatırlatıyor.” Genç kadın, bir çiçeği nazikçe okşayarak fısıldadı: “Kendiliğinden ve şaşırtıcı bir demet… Tıpkı hayatın kendisi gibi.”
Hayatın Çiçeklenmesi, Ruhun Tutkusu.
İMZA BIRAKMAYA HAZIR MISIN?